Engelli Çalışanlar İçin Kariyer Rehberi

Yetenekli Olmak Tek Başına Yetmez

Yıllarca önce birlikte çalışmıştık. Çok büyük projeler yapmıştı. O’nun dedikleri yapılırsa bağlı bulunduğu departmanın büyük paralar kazanması işten bile değildi.

Yıllarca önce birlikte çalışmıştık.
Onun hakkındaki ilk izlenimlerim son derece olumluydu.
Çok faaldi. Arandığında pek bulunmazdı. Ya toplantıdaydı, ya şirket dışında iş kovalıyordu.
Gün içinde pek çok e-mail gönderir ve ne kadar çalıştığını herkese göstermiş olurdu.
Ağzını her açtığında, üzerindeki her işi ne kadar iyi yaptığını anlatırdı.
Her zaman şık ve enerjikti. Yöneticilerine karşı son derece efendi, astlarına karşı aynı derecede sertti.
Hep rüyaları vardı.
Çok büyük projeler yapmıştı. O’nun dedikleri yapılırsa bağlı bulunduğu departmanın büyük paralar kazanması işten bile değildi.

Aradan birkaç hafta geçti. Yaldızları dökülmeye başlamıştı. Doğrusu onunla birlikte yaptığımız hiçbir işte mesafe kaydedemiyorduk. Donanımsızdı, yetersizdi ve yeteneksizdi. Projelerinin tutar tarafı yoktu. Hiçbir ciddi hesap kitaba dayanmıyordu.

Kendisiyle çalışamayacağımızı söylemek durumunda kaldık.

Kendisini o kadar iyi pazarlıyordu ki kısa süre sonra bir iş buldu. Orada ne kadar çalıştı, neler yaptı izlemedim. Sadece birkaç ay içinde kendisini ele vermiştir diye düşünüyorum.

Ben bu arkadaşımızı nevi şahsına münhasır, değişik bir “case” olarak görmüştüm.
Ama birkaç gün önce eşimin gönderdiği mail beni bayağı şaşırttı.

ABD New York’ta bir business okulunda görev yapan iki psikolog, Justin Kruger ve David Dunningin iş yerinde yeteneksiz insanlarla ilgili bir araştırma yapmışlar.

Önce ortaya bir teori atmışlar. “Niteliksiz insanlar ne ölçüde niteliksiz olduklarını fark edemezler. Bunlar, nitelikli olanların niteliklerini de görüp anlamakta acizdirler.

İki uzman daha sonra bu teorilerini test etmişler.
Bunun için de, 45 öğrenciye, içinde değişik alana ilişkin soruların bulunduğu bir test yapmışlar. Ardından da öğrencilerden “testin sonucunda ne kadar başarılı olduklarını tahmin etmelerini” istemişler.
En başarısızlar (yani soruların ancak yüzde 10’unu doğru bilenler) testin yüzde 60’ına doğru cevap verdiklerini söylemişler. Ve “iyi günümüzde olsak yüzde 70 doğru çıkarırdık” demeyi de unutmamışlar. En başarılılar (soruların yüzde 90’ına doğru cevap verenler) ise soruların yüzde 70’ine doğru cevap verdiklerini tahmin etmişler.

Psikologlar, “işin vahim tarafı, yeteneksizler, kariyer açısından daha şanslılar” diyorlar. Yetenekli insanların da daha şanssız oldukların kaydediyorlar. Neden mi? Sözü kendilerine bırakalım:
“İşinde çok iyi olduğuna inanan yetersiz kişi kendisini ve yaptıklarını övmekten, her işte öne çıkmaktan ve haddi olmayan görevlere talip olmaktan en küçük bir rahatsızlık duymayacaktır. Aksine bunu bir hak olarak görecektir.
Bu arada gerçekten bilgili ve yetenekli insanlar ise çalışma hayatında fazla alçakgönüllü davranarak kendilerine haksızlık edecekler, öne çıkmayacaklar, yüksek görevlere kendileri talip olmayacaklardır. Bilinmeyince için için kırılacaklar, kendilerini daha geriye çekecekler ve muhtemelen üstleri tarafından ihtiras eksikliği ile suçlanacaklardır.

Bu arada psikologlar bir “kifayetsiz muhteris” tanımı yapmışlar ki, bizim oğlanı inanılmaz iyi tarif ediyor. Ana hatlarıyla şöyle:

– Çok gürültü patırtı eder, çok şey yapıyormuş havası estirir.
– Ne olursa olsun hazırlıklıymış, olacakları önceden biliyormuş gibi davranır.
– Üstlerine karşı son derece kibardır. Altındakilere, özellikle de en çok ihtiyaç duyduklarına kötü muamele eder.
– İktidar ilişkileri onun için önemlidir. (Bunu ben ekliyorum: Üst düzey yöneticilerin etrafından ayrılmaz.)
– İlk denemede başarılı olamazsa, başarısızlığın belgelerini yok etmeyi unutmaz.
– Talimatlarını post it ile ya da e-mail ile verir, bu şekilde astlarıyla yüzleşmekten kaçar.

Bu araştırma ne kadar önemli diye sorarsanız, iki psikoloğun bu çalışmalarıyla 2000 yılında Nobel kazandıklarını kaydedelim.
Yeteneklilere, yeteneksizlere ve aralarındaki seçme yapacak insan kaynakları sorumlularına duyurulur.

Yazan : Aydın Demirer
Kaynak : www.isteinsan.com

 

CV Hazırlama Yöntemleri

ÖZGEÇMİŞ NEDİR, NE SAĞLAR?

Profesyonel iş hayatında senin, arzuladığın iş teklifini almanı ve mülakat aşamasına ulaşmanı sağlayacak olan en etkili araç, kurallara uygun olarak tasarlanmış şahsi hedeflerini, kabiliyetini içeren özgeçmişindir. Birçok kişi özgeçmişin iş başvurusunda formalite gereği hazırlanması gereken bir belge olduğunu düşünerek oldukça büyük bir yanılgıya düşüyor. Aksine, özgeçmişin seni hiç tanımayan yöneticiye kendini tanıtacak bir satış belgesi ve kesinlikle çok önemli. Diğer adaylar arasında ön plana çıkman için özgeçmişinin çok etkileyici ve dinamik olması gerekiyor. İyi bir özgeçmiş:

• Okuyucunun, işverenin ilgisini çekmeli, 
• Hakkında iyi bir izlenim yaratmalı, 
• Sahip olduğun, başvurulan işle ilgili niteliklerini ön plana çıkarmalıdır.

AMACI NEDİR?
Özgeçmişin, işvereni başvurduğun pozisyona uygun niteliklere sahip olduğuna inandırmanın ilk aşaması, unutma. Bu amacını özgeçmişinde göstermen için içeriğinde bulundurman gerekenler ise:

• Başvurduğun işle doğrudan ilgili becerilerin, 
• İşle doğrudan ilgili iş tecrüben, 
• Pozisyonu doğrudan ilgilendiren diğer adaylarda bulunmadığına inandığın kişisel özelliklerin ve becerilerin, 
• Başvurulan işin gereklerini tam olarak anladığını doğrulayan bölümlerdir.

ÖZGEÇMİŞİNİ MÜMKÜN OLDUĞU ORANDA BASİT OLARAK TASARLA…
En iyi özgeçmiş en basit olarak hazırlanmış olanıdır. Ülkemizde, ilan edilen herhangi bir pozisyon için yüzlerce başvuru yapıldığını ve gerçekten zamanı kısıtlı olan yöneticinin her özgeçmiş için arzu edilen oranda zaman bulamayacağını unutma. 

KISA OLMALI…
İdeal olan özgeçmişinin bir A4 boyutundan fazla olmamasıdır. Buna karşın kişinin tecrübesi arttıkça ve profesyonel iş hayatı daha uzun süreleri kapsadıkça ikinci sayfaya taşmasının hiç bir sakıncası yok. Eğer buna uygun format tespit edilirse, okuyucunun ilgisi arzu edilen oranda çekilebilir. Çok az olmakla birlikte, bazı adayların el yazısı ile biyografi türü uzun özgeçmiş taraftarı olduklarını görüyoruz. Bu tip özgeçmişlerin okuyucunun ilgisini kesinlikle çekmediğini unutma. El yazısı ile özgeçmiş hazırlama yöntemini kullanan kişilerin bu düşüncesi, ülkemizde iş başvurusu yapılan bazı kuruluşların adayları seçme yöntemi olarak grapholojiyi (el yazısı kullanılarak karakter tahlili) kullandıklarını düşünmelerinden kaynaklanıyor. Buna karşın yapılan çağdaş araştırmalar grafolojinin güvenilirliğinin olmadığını ortaya çıkarmış. 

KOLAY OKUNABİLMELİ… Yazı karakterlerini seçerken, göz yoran süslü karakterlerden uzak dur. (En okunaklı yazı karakterlerinin Times New Roman veya Arial olduğu tespit edilmiştir.) İşverene büyüteç kullanmasını gerektirecek 10 puntodan küçük karakter kullanma. Gereğinden fazla koyu (bold), yatık (italik) veya altı çizili kelimelere yer verme. Kesinlikle figür kullanma. 

POZİSYONLA İLGİLİ OLMALI…
Özgeçmişini değerlendiren işverenin, bu aşamada kafasında iki soru bulunmaktadır.

• Başvuran kişi bu işi başarabilir mi? 
• Firma çalışanlarına uyum sağlayabilir mi?

Özgeçmişinde bu iki soruya sağlıklı cevaplar yer almalı. 

OLUMLU BİR İZLENİM YARATMAK…
İşverene, özgeçmişini hazırlarken zaman harcadığın, yazı karakterinden formatına kadar her türlü detaya özen gösterdiğin imajını vermelisin. Özgeçmişin profesyonel görünmeli ve ilk anda dikkat çekebilmeli. Amacın okuyucunun niteliklerin hakkında hemen bilgi sahibi olmasını sağlamak. İmla hataları yapmaktan kaçınmalısın. 

ÖZGEÇMİŞ YAZARKEN DİKKAT ETMEN GEREKEN TEMEL KURALLAR… 
• Cümleleri ve paragrafları kısa tut. (10 satırdan daha fazla bilgiye yer verme) 
• Ön plana çıkmasını arzu ettiğin paragraflar için belirleyici yönlendirici işaretler kullan. (Büyük puntolu noktalar vs) 
• Aynı ifadeyi sağlayan ağır bir tanımlama yerine basit anlatım tarzını tercih et.
• Başarılarını tam anlamı ile desteklemek için sayısal değerler kullan. (Not ortalaman gibi…) 
• İkinci bir kişinin imla hatalarını düzeltmesi için özgeçmişini okumasını sağla. 
• Desteksiz olarak kendini övücü cümlelerden uzak dur. “Çok başarılı ve zeki bir araştırmacıyım” yerine ” İki büyük araştırma projesini tamamladım” tipi anlatım tarzını tercih et. 
• Konunla ilgili teknik terimleri herkes tarafından anlaşılabilecek şekilde ifade etmeye çalış. 
• Özgeçmişini edilgen bir ifade oluşturan (Ahmet Yanılgan İstanbul’da doğmuş ve … Üniversitesi’nde okumuştur) yaklaşımlardan uzaklaş.

ÖZGEÇMİŞLERDE EN SIK RASTLANAN ON YANLIŞ 
• Çok uzun özgeçmiş (A4 boyut idealdir.),
• Düzensiz, dağınık ve herhangi bir formata uyarlanmamış, 
• Hiç bir şey ifade etmeyen uzun paragraflar, 
• Az veya eksik bilgi (adres, telefon veya doğum tarihinin unutulması vb.),
• Amaca veya pozisyona yönelik olarak hazırlanmamış olması, 
• Çağdaş özgeçmişlerde bulunması gerekmeyen, boy, kilo, sağlık durumu, eşin veya çocukların adları gibi ilgisiz bilgiler, 
• İmla hataları, 
• Gerekli olduğu durumlarda ön yazı yazmamak.

İş Görüşmesinde Karşınıza Çıkabilecek Sorular Nelerdir?

Mülakatta yöneltilen soru ile aslında sizden istenen şeyin ne olduğunu biliyor musunuz? Soruları doğru anlamak çok önemli. Tabi ki her görüşme kendine özel o nedenle işverenin hoşuna gidecek cevapları bir yerlerde okuyup ezberlemenin pek anlamı yok. En doğrusu önerileri de göz önüne alarak kendi gerçeklerinize uygun bir hazırlık yapmak. İşte kendi cevaplarınızı hazırlamada yol gösterebilecek sorular…

Soru: Beş yıl sonra iş hayatında kendinizi nerede görüyorsunuz?
Niyet: Kariyerinizin henüz başındaysanız işveren neyi amaçladığınızı ve nereye yönelmek istediğinizi anlamaya çalışır. Birkaç yıllık deneyiminiz varsa şirketin ihtiyaçlarına ne kadar cevap verebildiğinizi görmek ister.
Ne yapmalı: Planlarınızın ne kadarını onlarla paylaşacağınıza karar verin. “5 yıl sonra sizin yerinizde olmak istiyorum” gibi bir cevap size görüşmenin olumsuz sonucunu garantileyebilir! Günümüzde tam olarak bu cevabı veren çok sayıda kişi var. En iyisi kendi alanınızda deneyim kazanıp yükselmekle ilgili bir hedeften bahsetmek olabilir.

Soru: İş hayatında alışılmışın dışında bir durumla karşılaştınız mı?
Niyet: İşte yaratıcılığınızı ve inisiyatif kullanabilme yetinizi öğrenmenin yollarından biri… İşveren sadece yaratıcı bir fikrinizi değil aynı zamanda o durumla nasıl başa çıktığınızı öğrenmek ister.
Ne yapmalı: Vereceğiniz cevabın başvurduğunuz işle ilgili olmasına dikkat edin. Yaratıcılığınızı ne ölçüde kullandığınızı belirtin.

Soru: En beğenmediğiniz yanınız hangisi?
Niyet: Zayıf yanlarınızı öğrenmek.
Ne yapmalı: Çok fazla çalıştığınızı ya da mükemmeliyetçi olduğunuzu söylemeyin bu cevaplar artık klişe oldu. Güçlendirmeye gayret ettiğiniz bir özelliğinizden bahsedebilirsiniz.

Soru: Şimdiye kadarki en büyük başarınız nedir?
Niyet: İşte en kritik sorulardan biri. Görüşmeci önemli bir sorunu nasıl hallettiğinizi duymak ister.
Ne yapmalı: Net ve anlaşılır bir örnek vermek gerekiyor. Detay da vermeniz istenebilir; hazırlığınızı ona göre yapın. Karşı tarafa tüm aşamalardan bu sırada önünüze çıkan engellerden ve bunları nasıl çözdüğünüzden bahsedin. Sizi heyecanlandıran gururlandıran kısmın ne olduğunu da görüşmeciyle paylaşabilirsiniz. Olumlu duygunuzu da eklemek karşı tarafın anlattıklarınızı gözünde canlandırmasına yardım edecektir.

Soru: Bizim için diğer adayların yapamayacağı ne yapabilirsiniz?
Niyet: Bazı sorular diğerlerinden daha önemlidir. Bu da onlardan biri. “Sizi niye işe alalım?” sorusunun bir başka şeklidir.
Ne yapmalı: Bu soruda iki nüans bulunuyor. İlki kendinizi diğer adaylarla karşılaştırmanızı istiyor – imkansız olmasa da zor bir iş. Daha önemlisi görüşmeci sizden neden özel olduğunuzu göstermenizi istiyor. Cevabınız özellikle iş ile ilgili olan tüm özelliklerinizi içermeli. Ne sunacağınızı dikkate alın: iş ile direkt ilgili tecrübeleriniz; uzmanlık bilgisi; ilgili durumsal uzmanlık ve deneyim (büyüme değişimdönüşüm başlangıç); yetenekler; bağlantılar; mesleğe veya işinize karşı kanıtlanmış bağlılık ve heves; gelecek potansiyeli. Adaylığınızı en iyi destekleyen ve özetleyen sebepleri her sebep için desteklenmiş kanıt ile birlikte kategorilere ayırarak listeleyin ve mantıksal sıraya koyun. Bir çok nokta daha sonra eklenecek bilgilerle desteklenmeli.

Soru: Şu anki işinizi niye bırakmak istiyorsunuz?
Niyet: 6 ay sonra işi bırakmayacağınızdan ve yeni işinizden tatmin olacağınızdan emin olmak isteniyor.
Ne yapmalı: Kendi şartlarınızda bir iş arıyor olmak pazardaki değerinizi artırır. Son derece emin olduğunuz bir cevap hazırlayın. Uyumdan kişisel konulardan veya yeni hedeflerden bahsedin. Hedefleriniz ve yeni bir işe hazır olmanız genellikle güvenli sebeplerdir. Kişisel istekleriniz yerine işverene sağlayacağınız faydaları vurgulamaya özen gösterin. Dikkatli ilerleyin. Eski veya şimdiki patronunuzu kötülemek ve kendinizi zayıf bir duruma düşürmek istemezsiniz. “Aslında yaptığım işten memnunum. Fakat şu sıralar yeni fırsatlar için gözümü açık tutuyorum. Bırakmak istemiyorum ama iyi bir fırsat elime geçerse bunu değerlendiririm. Bu fırsat da belirlediğim kriterlere uyuyor.” diyebilirsiniz.

Soru: Şu anda hangi kitabı okuyorsunuz?
Niyet: Görüşmeci entellektüel birikiminiz ilgi alanlarınız veya sektörle ne kadar ilgili olduğunuzu öğrenmeye çalışıyor.
Ne yapmalı: Ortama ve duruma uyan birşeyleri okuduğunuzdan bahsedin. Satış için satış İK için kişisel gelişim kitaplarından bahsedin. Kitabın içeriğinden ve sizin düşüncelerinizden konuşmaya hazırlıklı olun.

Soru: Kendinizden bahseder misiniz?
Niyet: Kendinizi ne kadar tanıdığınız ve bundan bahsederken nasıl bir tutum sergilediğiniz görülmek isteniyor.
Ne yapmalı: İşte görüşmede karşılaşacağınız en zor soru. “Bana kendinizden bahseder misiniz?”“Beğendiğiniz ve beğenmediğiniz 3 özelliğiniz nedir?” gibi soruların cevabını önceden hazırlayın. Bunu size değil de çevrenizdeki insanlara sormaları gerektiğini düşünseniz de cevap vermek zorundasınız. Doğru cevabı vermenin yanında o cevabı nasıl vereceğiniz de önemli. “Çok çalışkan biriyim.” yerine “Verilen görevi bitirmek için ne gerekiyorsa yaparım. Günde 15 saat çalışmam gerekse bile.” demek daha açık ve etkileyici olacaktır.

Soru: Ücret konusunda beklentiniz nedir?
Niyet: Burada niyet oldukça açık. Sizin beklentiniz ile şirketin verebileceğinin uygunluğu görülmek isteniyor.
Ne yapmalı: Görüşmeye gitmeden önce aday olduğunuz pozisyon için genel ücret düzeyini araştırın ki sıra parayı konuşmaya geldiğinde bilginiz olsun. Araştırmadıysanız varsa en az önceki işinizde aldığınız ücreti veya biraz üstünü söyleyebilirsiniz. Tabii önceki işinizdeki pozisyonunuz ile başvurduğunuz pozisyonu karşılaştırarak bir karar vermeniz gerekiyor. Hiçbir fikriniz yok ise onların bu konuda ne aralıkta bir ücret düşündüğünü sorabilirsiniz. Cevap alamazsanız o pozisyon için ücretin ne olabileceğini tahmin etmeye çalışın. Kenidinize bir değer biçmeniz gerektiğinden ne olursa olsun bir rakam söyleyin ki karşınızdakiler de sizin değerli olduğunuzu hissetsin. “Farketmez” ya da “Ne olursa” gibi ifadelerden kaçının.

İş Yerinde İlk Gün

En büyük korkun… Yarın, bir hafta, ya da bir hafta içinde işine ya da stajına başlayacaksın ve ilk günün nasıl geçecek konusunda oldukça endişelisin. Çünkü ne yapman gerektiği konusunda çok da bir fikrin yok. İşte sana seni oldukça rahatlatacak birkaç tavsiye… Bunları yaptıktan sonra emin ol ilk günün oldukça iyi geçecek. Korkulacak bir şey olmadığını daha iyi anlayacaksın.

İlk izlenim çok önemli, bakımlı ol
İnsanların senin hakkındaki ilk izlenimini dış görünüşünün oluşturduğunu biliyor musun? Bu artık bilimsel olarak da kanıtlanmış bir gerçek. O nedenle işte yapman gerekenler;

İyi uyu
İlk iş gününden önceki gece makul bir saatte yat, uykunu almaya özen göster. Belki heyecandan uykun kaçacak ama sen yine de kendini uyumaya zorlamalısın. Yoksa uykusuz ve uyuşuk bir görüntü pek de hoş olmayacaktır.

Uygun kıyafet iyi bir başlangıç olacak
Kıyafetlerin ilk izlenimde oldukça önemli. Her meslek grubunun genelde giydiği kıyafetler vardır. Bunu öğrenip ona göre hareket etmelisin. Ayrıca firmanın uyguladığı kıyafet politikasını da öğrenebilirsin. Bu konuda İK’cın sana gereken bilgiyi verecektir. Çok abartılı şeyler kesinlikle giyme. Bir renk cümbüşü şeklinde de gitme. Özellikle bayanlar makyaja dikkat. Çok abartılı makyaj yapmamak gerek. Her şey kararında olmalı.

Temizlik çok önemli
Kişisel temizlik oldukça önemli. Temiz bir başlangıç yapmak lazım. Özellikle saçlarınız temiz ve düzgün olmalı. Günlük hayatınızda çılgınca modelleriniz olabilir ama iş dünyasında biraz daha normal modellere yönelin. Eğer parfüm kullanıyorsan çok keskin bir şey olmamasına dikkat et. Bazı keskin kokular insanları oldukça rahatsız edebilir ve bu direk kötü bir izlenim yaratır. Hafif parfümler kullan.

İş arkadaşlarınızla tanışın
Çalışacağınız departmana ilk adımınızı attın. Eğer seni o an çalışma arkadaşlarına takdim edecek biri yoksa sen kendini tanıt. Tek tek insanlarla tanış ve adlarını aklında tutmaya çalış. Belki bunlara bile gerek duymadan yöneticin seni herkesle tanıştırabilir de. Kimseye sen diye hitap etme. Zamanla kime nasıl hitap etmen gerektiğini öğreneceksin.

Yöneticinizle neler yapacağınızı konuşun
İlk günün, herkesle tanıştın. Sana gösterilen masaya oturdun. İki elin bacaklarının üstünde önüne bakıyorsun. Sana kimse ne yapman gerektiğini sormuyor. Eğer bu süreç uzarsa yöneticinle konuşup ne yapabileceğini sorabilirsin. Hatta bir toplantı talep edebilir staj süresince sana verilecek görevleri ve bunlar konusunda kimlerle iletişim halinde olacağını da sorabilirsin. Bu hem iş yapmaya olan isteğini gösterecek, hem de boş oturmaktan sıkılmayacaksın.

Sakın oyun oynama
Özellikle ilk gün genelde hiçbir şey yapmadan ya da çok az iş yaparak geçer. Sıkıldın bir şeylerle uğraşmak istiyorsun. Önünde bilgisayar var. Bu durumu firmanın bulunduğu sektörle ilgili daha fazla bilgi edinmek için kullanabilirsin. Araştır, karıştır, bol bol haber oku. Ama sakın oyun oynama. Çoğu insan daha ilk gününden bu yanlışa düşüyor. Bu da onu ilgisiz ve başka şeylerle uğraşmak için boş zaman kolluyor gibi gösteriyor. Sakın bu hataya düşme.

İlk gün izleme zamanı
Özellikle ilk gün etrafında olan olayları izle. İnsanlar neler yapıyorlar, işler nasıl yürüyor, birbirlerine nasıl hitap ediyorlar ve daha birçok şeyi izle. Bunlar senin işlerin yürüyüşü hakkında bilgi sahibi olmanı sağlayacak.

Çok fazla fikir beyan etmek iyi değil
İleride illa ki işler ya da projeler hakkında fikirlerini söyleyeceksin. Ama daha ilk gün işin yürüyüşü hakkında hiçbir şey bilmezken herhangi bir şey hakkında çok fazla fikir yürütme. Unutma ilk günler konuşma değil, izleme zamanları.

Bütün bu tavsiyelerimiz aslında sadece ilk günün için değil bütün iş hayatın için geçerli. Yöneticinizde ve çalışma arkadaşlarınızda iyi bir izlenim yaratmak istiyorsan bu tavsiyeler muhakkak etkili olacaktır.

Kaynak : www.kariyerrehberi.net

Kendinize Güvenerek Gelişin

Özgüven şu kavramlarla tanımlanabilir: fikirlerini kabul ettirmek, iyimserlik, istekli olmak, sevgi, gurur, bağımsızlık, güven, eleştirilere açık olmak, duygusal olgunluk ve kapasitesini doğru değerlendirme becerisine sahip olmak.

Özgüven Nedir?

Özgüven; kendimiz ve yeteneklerimiz hakkında pozitif ve gerçekçi bir anlayışa sahip olduğumuz anlamına gelmektedir. Diğer taraftan, özgüven eksikliği ise; kendinden şüphe duymak, pasiflik, boyun eğme, aşırı uyum gösterme, yalnızlık, eleştirilere karşı hassas olma, güvensizlik, depresyon, aşağılık duygusu ve sevilmediğini hissetme gibi kavramlarla tanımlanabilir.

Özgüven Eksikliği Nasıl Gelişir?

Aşağılık duygusu, umutsuzluk gibi duyguları, genellikle evde, okulda veya işte yaşadığımız kimi olumsuz yaşam deneyimlerinden sonra ortaya çıkar. Örneğin, siz büyüme aşamasındayken, ebeveynleriniz size sağlıklı ve destekleyici bir çevre sağlayamamış olabilir. Size karşı çok eleştirel, talepkar ve/veya aşırı koruyucu olabilirler. Sonuç olarak, kendiniz hakkında olumsuz düşünmeye başlarsınız.

Aileden birini veya yakın bir arkadaşı kaybetmek. Örneğin: anne-babanızın boşanması, evinizden ilk kez ayrılıyor olmak (ailenizden ve arkadaşlarınızdan ayrı olmak), erkek/kız arkadaşınızdan ayrılmak.

Başarısızlık, hayal kırıklığı gibi olumsuz olayları bir deneyim gibi algılamaktansa, bunların üzerinde fazla durmak.

Kendini veya yeteneklerini çok acımasız bir şekilde eleştirmek.

Olayların sonuçlarını, gerçekte olduklarından daha kötü bir şekilde değerlendirmek.

Ailenizin ve arkadaşlarınızın, sizinle ilgili istek ve beklentilerini karşılayabilmek için çok fazla baskı hissetme ve bu durumun sizin kendi kimliğinizi geliştirmenize ve kendinize ait kararlar almanıza mani olması.

Gerçekçi olmayan hedefler belirleme.

Başarısızlık korkusu. Örneğin; bir dersinizden kaldığınızda, kendinizi bir dersten kalmış, iyi bir insan olarak düşünmektense, işe yaramaz ve başarısız biri olarak düşünmek.

Özgüveninizi Nasıl Arttırırsınız?

Kendiniz hakkında olumlu düşünün.

Gerçekçi olan ve beklentilerinizi karşılayan hedefler belirleyin. Makul seviyede hedefler belirleyin ki, böylece başardığınız şeyler, başta ulaşmayı düşündüğünüz hedeflerlere yakın olsun. Bu durum, özgüveninizi ve kendinizle ilgili memnuniyetinizi destekler. Psikolojinin öncülerinden William James şöyle der: “ Kendinden memnun olmak = Ne başardığımız / Başarmayı hedeflediğimiz şey ”

Bir şey başardığınızda kendinizle gurur duyun ve kendinizi ödüllendirin.

Kötü veya üzücü bir şey olduğunda, olumsuz düşüncelerinizin farkına varın. Tamamen duygularınızla hareket etmek yerine, içinde bulunduğunuz durum hakkında mantıklı olarak düşünün.

Zayıf taraflarınız yerine, güçlü taraflarınıza ağırlık verin. Belirli konularda, diğerlerine göre daha becerikli ve iddialı olduğunuzun ve hayatınızın her alanında mükemmel olmanın imkansız bir şey olduğunun farkına varın.

Yaptığınız ve başardığınız şeyleri sadece şansa bağlamayın. Bunun yerine, kişisel başarılarınız için kendinizle de gurur duyun.

Fikirlerinizi savunun. Diğer bir ifadeyle, başkalarının haklarını ihlal etmeden, kendi duygularınızı, düşüncelerinizi, inançlarınızı, ihtiyaçlarınızı, dürüst ve net bir şekilde ifade etmeyi öğrenin.

Haklarınıza sahip çıkmayı öğrenin ve sizin için makul olmayan isteklere “hayır” deyin. Fikirlerinizi açık ifade edebilme konusunda alacağınız bir eğitim, özgüveninizin gelişmesinde size çok yardımcı olabilir.

Yaşamınızda önemli olduğuna inandığınız sorunların bir listesini çıkartın. Daha sonra bunları iyileştirmenin veya değiştirmenin yollarını yazın. Bütün sorunlarınız tabii ki kolay ve hızlı bir şekilde çözülemez ama hemen harekete geçebileceğiniz bazı alanlar da olacaktır.

Özgüveni İyileştirmek için Hatırlanması Gerekenler

Kötü şeyler yerine iyi şeylere ağırlık verin.

Kendiniz hakkında olumlu düşünün.

Deneyimlerinizden ders çıkartın.

Gerçekçi hedefler belirleyin.

Cesaretli olun.

Öğrenmeye devam edin.

İşe yarar şeyler yapın.

Basitliğe önem verin.

Değişimi hoş karşılayın.

Kaynak : www.dbe.com.tr

Video CV Nasıl Hazırlanır?

Video cv çekimi yapmadan önce video cv ‘nizin içeriğinde yer alması gereken aşağıdaki konu başlıklarını okumanızı öneririz. Video cv çekimine başlamadan önce taslak şeklinde yazdığınız bir metin olursa duraksamadan sunumunuzu yapabilirsiniz. Sunumunuzun akıcı ve içten olması önemlidir. İş verenlerin sizi ilk kez video cv ‘nizde göreceğini göz önüne alarak kıyafetinizin temiz ve düzgün olmasına özen göstermelisiniz, mümkünse takım elbise veya klasik gömlek giymenizde fayda var. Hazırlamış olduğunuz video cv ‘nizi sitemizdeki İş Arıyorum linkinden yükleyebilirsiniz. Kişisel bilgilerinizi açılacak forma doğru ve eksiksiz olarak girmeniz size ulaşabilmemiz açısından önem arz etmektedir. Ortalama 1-2 dakikalık video cv’nizi, hafif bir tebessüm ile aşağıdaki sıralamayı takip ederek tamamlayabilirsiniz: 

1. Adınız Soyadınız
2. Doğum yeri ve tarihiniz
3. Yaşadığınız şehir, ailenizle mi/yalnız mı yaşıyorsunuz
3. Engel durumunuz, dereceniz, doğuştan yada sonradan bilgisi
4. Eğitiminiz, varsa yabancı dil bilginiz
5. Toplam kaç yıl iş tecrübeniz olduğu
6. İş tecrübeleriniz
7. Kariyer hedefleriniz.

Dilerseniz video cv’nizi ” iş dünyasında ben de varım” diyerek sonlandırabilirsiniz.
Güvenlik açısından iletişim bilgilerinizi video cv’nizde paylaşmayınız.
Video cv’niz ile birlikte yazılı klasik cv’nizi göndermenizi önemle hatırlatırız.

Aşağıda örnek bir video cv metni bulabilirsiniz, bu metne uygun olarak boşlukları kendinize ait bilgilerle doldurabilir ve video cv ‘nizi sunabilirsiniz.

Merhaba, ben adınız soyadınız. “Doğum yılınız” “doğduğunuz şehir” doğumluyum. Şu anda “yaşadığınız şehir” de/da , “kiminle ikamet ettiğiniz(ailemle/yalnız vb.)” ikamet etmekteyim. “Engel durumunuz, engelinizin doğuştan yada sonradan olduğu bilgisi, engel dereceniz“. “Eğitim durumunuz, lise ve üniversite için bölüm/fakülte bilgisini belirtiniz. Yabancı dil bilginiz varsa belirtiniz “. “Toplam kaç yıl tecrübeniz olduğunu belirtin”. “Sondan başlayarak iş tecrübelerinizi belirtin; çalıştığınız şirketi, bulunduğunuz pozisyonu”. Kariyer hedefinizi belirtin“. İş dünyasında ben de varım.